|
DİPNOTLARININ VE KAYNAKÇANIN
YAZILMASI Araştırmacı
dolaylı ya da dolaysız, yaptığı her alıntının
kaynağını göstermek zorundadır ve kaynak göstermenin yolu ise dipnotlar ve nihayet bibliyografyadır. Yararlanılan eserlerin
sahiplerine saygı borcu olmadan öte, bilimsel
gelişme için de fevkalade önemli olan dipnotların yazım kuralları, kaynak türlerinin çok çeşitli olması nedeniyle
oldukça karışıktır. A. KAYNAK GÖSTERİLMESİNİN NEDENLERİ Araştırmacılar kendilerinden
önce yapılmış olan çalışmalardan yararlanırlar. Ancak yararlandıkları kaynaklardan derleme yapmadan öte, yeni bir eser
ortaya çıkarmaya, üzerinde çalıştıkları konuda
kendilerinden önce yapılmış olan çalışmalardan
farklı bir yorum yapmaya, aynı konunun değişik bir yönünü araştırmaya
çalışırlar. Dolayısıyla ortaya çıkardıkları araştırma metninin büyük kısmı daha önce o alanda yapılmış ve
yayınlanmış olan eserlerden esinlenmeler
taşır ve hangi eserden ne kadar alıntı yapılmış olduğu araştırmada açık seçik görülmelidir. Bilimsel
araştırmalarda, yararlanılan eserlerden yapılan alıntıların kaynağının
gösterilmesinin nedenlerini beş başlık altında toplayabiliriz. - Ahlaki ve yasal
zorunluluklar. Araştırmacının yararlandığı eserlerden
yaptığı alıntının kaynaını göstermesi ahlaki kural olmadan öte
yasal zorunluluktur. Kaynak gösterme ahlaki olarak vefa borcu olmaktan
öte, aynı zamanda yasal zorunluluktur. Bu yasal zorunluluğu yerine
getirmeyenlere karşı açılacak davaların yasal dayanakları ve Yüksek Öğretim Kıırulu'nca çıkarılan başkasının eserinden kaynak
göstermeden yararlananlar cezalandırılır. - Araştırmanın
bilimsel değerinin göstergesi olması. Atıf yapılan kaynaklar öncelikle araştırmacının
sağlıklı bir kaynak taraması yaparak, eriştiği kaynaklardan ne ölçüde ve ne
sıklıkta yararlandığını gösterir. Araştırmacı ne kadar çok sayıda ve farklı
kaynaktan yarar lanmışsa ve birincil kaynaklara ne
kadar fazla inebilmişse, çalışmasının bilimsel değeri o derece yüksek olmaya
adaydır. Araştırmacıların kendilerinden önce
yapılmış ve yayınlanmamış olan yüksek lisans ve doktora çalışmalarından
yararlanmaları doğaldır. Ancak, bunlara atıf yapma yerine bu çalışmaların
yararlanmış oldukları ana kaynaklara ve mümkün olduğunca da birincil
kaynaklara erişebilme hedefi, hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. - Araştırmacının savunduğu görüşlerin
doğruluğunu ve güvenirliliğini desteklemesi. Bir bilimsel araştırmada yararlanılan
ve dolayısıyla atıfta bulunulmuş olan kaynaklar, o araştırmayı okuyanların,
söz konusu araştırmanın bilimsel değerini saptamalarında önemli bir kıstas
olduğu gibi aynı zamanda araştırmacının savunduğu görüşlerin doğruluğunu ve
güvenilirliğini de desteklerler. - Araştırmacının
yararlandığı kaynaklara hakim olup olmadığının ve ayrıca söz konusu
kaynaklara ne kadar sadık kaldığının belirlenmesinde önem arzetmesi. Yapılan alıntılar, araştırmacının
alınlıları yaparken bilimsel kurallara ve yasal zorunluluklara uyup
uymadığının denetlenmesine de olanak sağlar. - Aynı konuda araştırma
yapacak araştırmacılara yararlanabilecekleri kaynaklar konusunda yol
gösterici olması. Bilimsel araştırmaya başlayanlar, öncelikle
daha önce aynı alanda yapılmış olan çalışmaları, o çalışmalarda yararlanılan
eserleri ve yapılan atıfları inceleyerek, nasıl bir çalışma yapmaları lazım
geldiği hakkında ön fikir edinirler. Yararlandıkları eserlerdeki kaynaklara
erişmeyi ve yeni kaynaklar bulmayı hedeflerler. B. KAYNAK GÖSTERİLMESİNDE
ÖNEMLİ NOKTALAR 1. Bilgilerin Alenileşmiş
Olup Olmadığının Ayırt Edilmesi Lisans düzeyinde hazırlanan bitirme
ödevi ya da mezuniyet tezlerinde amaç, bilimsel
çalışına yapma konusunda öğrenciyi yetiştirmekrir.
Amaç bu olunca, yapılan ödev ya da tez
çalışmasında, bilimsel araştırma, metodolojisine uygun bir çalışına yapılmış
olması önem arzeder. Bunun içinde çalışmada yararlanılan
tüm bilgilerin kaynağının (ikincil ya da üçüncül
kaynak olup olmadığına bakılmaksızın) gösterilmesi gerekir. Lisansüstü düzeydeki bilimsel çalışmalarda
ise araştırmacının yararlandığı eserlerdeki bilgilerin “sahibinin
özelliğini taşıyan" ya da "alenileşmiş"
olduğunu sağlıklı bir şekilde ayırt etmesi beklenir. Araştırmacının, yararlandığı
eserlerdeki bilgilerin hangilerinin "alenileşmiş", hangilerinin
"eser sahibinin özelliğini" taşıdığı konusunda karar
vermesini sağlayan en önemli kıstas, o bilim dalında çalışma yapan
herkesin kolaylıkla açıklayabileceği temel konuların, alenileşmiş olduğunun
kabul edilebileceğidir. Örneğin iktisat alanında yapılan bir bilimsel
araştırmada, talebin fiyat esnekliği, gayri safi milli hasıla, fert başına
düşen milli gelir, fiyat indeksi vb. gibi kavramlardan söz edilmesi
gerekiyorsa, dolaylı aktarma şeklinde yararlanılan iktisat kitaplarının
kaynak olarak gösterilmesine gerek yoktur. Ancak "talep tahmini"
konusunda tez hazırlayan bir öğrenci, çeşitli yazarların yaptıkları farklı
talep fonksiyonlarını kaynak göstererek aktaracaktır. Benzer şekilde talebi
etkileyen faktörleri tezinde açıklayan bir öğrenci, çeşitli kitaplarda talebi
etkileyen faktörler arasında farklılık varsa, bu farklılıkları gösterebilmek
için, alıntıların kaynaklarını göstermelidir. Eğer araştırmacı Türkiye'de coğrafi
bölgelerin özellikleriyle ilgili bir çalışma yapıyorsa, "Türkiye yedi
coğrafi bölgeye ayrılır" ifadesinden sonra, bu ayırımı gösteren
kitaplara atıf yapmaması gerekir. Ancak, bu ayırımın hatalı olduğunu,
örneğin Türkiye'nin sekiz coğrafi bölgeye ayrılmasını savunan görüş varsa, bu
görüşten söz edildikten sonra kaynağının belirtilmesi gerekir. 2. Kaynak
Gösterilmesinde Aşırıya Kaçılmaması Doğrudan ya
da dolaylı, her aktarmanın kaynağının belirtilmesi gereğine karşın, kaynak
göstermede aşırıya kaçılmaması gerekir. Özel durumlar hariç, aktarılan
her cümlenin kaynağının gösterilmesi çabası içine girilmemeli ve zaruret
olmadığı sürece, her cümlede birden fazla kaynak gösterilmemesine dikkat
edilmelidir. Özellikle araştırdığı konuda çok sayıda kaynak bulunan bazı
araştırmacılar, bir paragraftaki cümlelerin her birinin kaynağı olarak,
farklı bir eseri göstererek araştırmalarını dantel işler gibi kaynakça
dipnotlarıyla süsleme yoluna giderler. Böyle bir yöntem yerine, açıklanan
bilgiyi en geniş ve tutarlı açıklayan temel eseri kaynak olarak gösterdikten
sonra, "ayrıca bu konuda bkz” ifadelerini
takiben, o alandaki diğer çalışmaların belirtilmesi yeterlidir. 3. Referans
Olarak Verilen Kaynakların Araştırmanın Bilimsel Değerini Yükseltici Nitelikte olması Araştırmacıların aktardıkları
bilgilerin kaynağını verirken, daima o alandaki temel eserlere,
bilimselliği tartışma götürmez şekilde
tanınmış yazarlara gönderme yapmaları gerekir. Bu şekildeki atıflar,
araştırmanın bilimsel değerini yükselttiği gibi o çalışmalardan
yararlanacaklara da yol gösterici olacaktır. Birincil kaynaklara erişildiği
sürece, ikincil kaynaklara atıf yapılmamalıdır. 4. Yanlış Kaynak Verilmemesi Yararlanılan bir bilginin kaynağı gösterilirken, birinci
derecede yararlanılan kaynak öncelikle verildikten sonra, o alandaki diğer
kaynaklar verilmelidir. Aktarmada büyük ölçüde yararlanılan esas kaynak ya da kaynaklardan söz edilmeden diğer kaynakların
zikredilmesinden kaçınılması, dürüst olunması gerekir. C. KAYNAK GÖSTERME YÖNTEMLERİ: DİPNOT YÖNTEMİ VE SOYAD-Y1L
YÖNTEMİ Kaynak göstermede birbirinin alternatifi olan iki farklı yöntem
vardır. Bu yöntemler birincisi dipnot yöntemi, ikincisi soyad-yıl yöntemidir. Geleneksel yöntem de denilen dipnot
yönteminde alıntının sonuna bir numara yazılmakta ya
da işaret (yıldız vb.) konulmakta ve aynı sayfanın altına numara ya da işaretin konulduğu alıntının hangi kaynağın hangi
sayfasından alındığı dipnot şeklinde yazılmaktadır. Son yıllarda dipnot yöntemine, dipnotlarının sayfa altlarında
çok yer kapladığı ve estetik olmadığı gerekçesiyle tepkiler başlamış ve bu
sakıncaları ortadan kaldırmaya yönelik yeni bir yöntem olan soyad- yıl yöntemi kullanılmaya başlanmıştır. “Modern yöntem” ya da “kaynakça ayracı
yöntemi” de denilen soyad-yıl yönteminde
yararlanılan tüm kaynaklar sadece kaynakça verilmekte ancak metin içinde
kaynak gösterilecek yerde açılan bir
ayracın içine, yararlanılan eserle ilgi kısa bilgi (yazarın soyadı, eserin
yayın yılı) ve yararlanılan sayfa numarası yazılmaktadır. Böylece
kaynakçadaki eserle, söz konusu eserden yapılmış olan alıntı arasında bağ oluşturankaynakça ayracı nedeniyle bu şekilde kaynak
göstermeye kaynakça ayracı yöntemi de
denilmektedir". 1. Dipnot Yöntemiyle Kaynak
Gösterme "Dipnot",
"sayfanın aItına yazılan not'' anlamına
gelir ve dipnota "alt yazı” da denilebilir. Ancak,
dipnot ifadesi yaygın kabul görmüştür. Kaynak dipnotlarından farklı
özelliklere sahip, bir de açıklama dipnotlarının bulunur. Açıklama dipnotlarında, belirli
bir konuda metne sokulmasında yarar görülmeyen ayrıntılarla, metinde geçen
ancak iyi bilinmeyen kavramların açıklamaları ya da metinde açıklanan görüşün zıddı görüşler vb. gibi
çeşitli bilgilere yer verilir. Hatta açıklama dipnotlarında verilen
bilgilerin ayrıca kaynağı da gösterilebilinir. a. Dipnotların
Numaralandırılması Bir bilimsel araştırmada çok sayıda
eserden yararlanan araştırmacı, yaptığı her alıntının kaynağını dipnotlarda
gösterir. Ancak, sayfa altındaki kaynak dipnotlarının hangi alıntıya ait
olduklarının kolayca bilinmesi gerekir. Bunun için alıntılara ve dolayısıyla
alıntıların kaynağını gösteren dipnotlarına numaralar verilir. Eğer bir araştırmada dipnotu sayısı
azsa ve dört beş, sayfaya bir ya da iki dipnotu
düşüyorsa, her sayfadaki dipnotlarına bir rakamından başlayarak numaralar
verilebilir. Bazı araştırmalarda ise araştırmadaki
tüm dipnotları bir rakamından başlayarak baştan sona numaralandırılır. Bu
uygulamanın sakıncası, araştırmanın hacimli olması
halinde bir dipnotu ilavesi ya da bir dipnotunun
çıkarılmasının, tüm dipnotlarının numaralarının değişmesini gerektirmesidir. Sık başvurulan bir numaralandırma
yöntemi de her bölümdeki dipnotlara bir rakamından başlanılarak numara verilmesidir.
Özellikle tezlerde bu şekilde bir numaralandırma tercih edilir. Dipnotların numaralandırılmasında
genellikle rakamlar kullanılır. Ancak dipnotlarının çok az olduğu bazı
çalışmalarda, rakam yerine yıldız (*), artı (+), paralel (=) ve benzeri
semboller de konulabilir. Böyle bir durumda, dipnotu numarasını göstermek
için bu işaretler yan yana yazılır. Örneğin dördüncü dipnotu için, yan yana
dört yıldız (****) konulur. Dipnotu yazımında dikkat edilmesi
gereken bir nokta da çalışmanın bilimine doğru ilave edilen bir dipnotunun
numaralandırılmasında tüm numaraları değiştirme yerine, tembellik edilip,
10a, l0b gibi numara verilmesi ya da yıldız vb.
gibi işaretler konulmasıdır. Normal numaralandırma sıralaması dışında ayrıca
bir ekstra numaralandırmaya gidilmemesinin yanı sıra bir dipnotunun
çıkarılması halinde o dipnotunun atlanmaması, tüm dipnotlarının yeniden
numaralandırılması konusunda özen gösterilmelidir. Genellikle dipnotları
numaralandırılırken, kaynak dipnotları ile açıklama dipnotları arasında bir
fark gözetmeksizin, hepsine sırayla numaralar verilir. Ancak araştırmacı
dilerse, konu dipnotları ile kaynak dipnotlarını ayırmak
için farklı numaralandırmaya gidebilir. Bunun için, kaynak dipnotlarının
rakamla, konu dipnotlarının işaretler yardımıyla numaralandırılması sıkça
olmasa da rastlanan bir uygulamadır. b. Dipnot Numaralarının
Metin İçindeki ve Dipnotlarının Sayfa İçindeki Yerleri Biraz önce numaralandırma esaslarını
belirttiğimiz dipnotları ile ilişkili olarak, biri dipnot numarasının metin
içindeki yeri diğeri dipnotunun sayfa içindeki yeri olmak üzere, iki konunun
açıklığa kavuşturulması gerekir. Dipnot numarasının metinde
konulması gereken yer, alıntının hemen sonudur. Eğer
alıntı paragrafsa dipnot numarası paragrafın son kelimesinin üzerine, alıntı
bir kavram ya da isimse, bu defa kavram ya da ismin hemen üzerine yazılır. Diğer yandan bölüm ya
da alt-bölüm başlığına, dipnot numarasının konulmamasına özen göstermek
gerekir. Araştırmada bir başlık ya da alt başlık
altındaki tüm bilgilerde, bir tek kaynaktan yararlanılmış olunması halinde,
söz konusu kaynakla ilgili dipnot numarası o bölümdeki metin içinde başka
dipnot yoksa son paragrafın sonuna, başka dipnotlar da varsa, metin içinde
uygun bir yere dipnot numarasını verdikten sonra, ayrıca dipnotunda tüm
bölümde söz konusu kaynaktan büyük ölçüde yararlanıldığı vurgulanır . Dipnotunun sayfa içindeki
yeri ise sayfanın en altıdır. Dipnotu bulunan sayfada metin,
dipnot yazılmasına olanak sağlayacak şekilde en
alta gelmeden kesilir. Metnin son satırının altına, soldan başlayarak yarım
satır uzunluğunda bir çizgi çizilir ve dipnotlar, bu çizginin altına yazılır. 2. Dipnot Yazımında Uyulması
Gereken Kurallar Dipnotlarının yazımında belirli
kurallara uyulması ve benimsenen yöntemlerin titizlikle sürdürülmesinde özen
gösterilmesi, araştırmanın değerlendirmesinde birinci derecede önem arzetmektedir. Bir araştırmada dipnot yazımı kurallarına
uyulmamış olması hemen farkedilir ve fevkalade
yoğun emek ürünü olan çalışma, henüz tetkik bile edilmeden, niteliksiz
izleniminin edinilmesine neden olabilir. a. Bir Kitabın İlk Kez
Dipnotunda Gösterilmesi Bir kitap, dipnotunda ilk kez gösterilirken,
söz konusu kitabı tanıtıcı tüm bilgilerin verilmesi gerekir. Bu bilgilerin
sıralanmasında çeşitli kaynaklarda farklı "sıralama yöntemi"
uygulandığı görülür. Basılı bir kitabın tanıtımında önem arzeden üç tür bilgi vardır. Bu bilgiler sırasıyla
şöyledir: -
Yazarın adı ve soyadı, yazar yoksa derleyenin ya da çevirenin adı - Kitabın adı (ya da
başlığı) -
Yayım bilgileri (baskı sayısı, basıldığı yer, yayımlayan, yayım
Tarihi). 1) Yazar Adı, Derleyenin ya da Çevirenin Adı Yazarın önce ilk adı, sonra
soyadı yazılır. Yazarın adı ve soyadının ilk harflerinin büyük
yazılması yeterlidir. Yazarın soyadının ilk adından ayrılmasını sağlamak için
büyük harflerle yazılmasına gerek yoktur. Ayrıca ilk adı kısaltmaya
da gerek yoktur. Ancak J.M, Keynes, J.B. Say vb. gibi herkesçe
bilinen bilim adamlarının adlarının baş harflerinin kullanılması gelenek
haline gelmişse, bu gibi durumlarda yazarın adını ya
da adlarını ayrıca yazmaya gerek yoktur. Yazarın Prof. Dr., Dr., General vb.
gibi kitabın üzerinde yer alan ünvanları, dipnot ve
bibliyografyada adın önüne ya da soyadın
devamına, parantez içinde dahi olsa
yazılmaz. Yazar kitapta kendi adını değilde takma ad (müstear isim) kullanmışsa,
kuşkusuz yazar adı yerine takma ad yazılır. Ancak, araştırmacı yazarın gerçek
adını biliyorsa, takma ad yazıldıktan sonra yazarın gerçek adı köşeli
parantez içinde yazılabilir. 'Eğer bir kitabın yazarı
olmamasına karşın, o kitabı yabancı dilden çevirenin adı varsa,
çevirenin adı yazar adı yerine yazılır adının arkasına parantez içinde “çev.” İfadesi yazılır. Benzer şekilde bir kitabın yazarı
yoksa, ancak derleyenin adı varsa, yine yazar adı yerine derleyenin adı
yazılır ve adın arkasına “der.” yazılır. Tercüme kitaplarda hem yazarın, hem
çevirenin adı bulunur. Bu durumda, çevirmenin adı, eser adından sonra yazılır
ve çevirmen adından önce "Çev:" ifadesi
konur. Eğer kitabın ya
da makalenin başlık sayfasında, yazarın adının ilk harfi yer alıyorsa ve
araştırmacı yazarın adını biliyor ve dipnotla göstermek istiyorsa, yazarın
adının ilk harfine ilave olarak yazdığı kısmı, köşeli parantez içinde
eklemelidir. Bir kitabın yazarı bazen
gerçek bir kişi değilde bir kurum
ya da kuruluştur. Böyle bir durumda
yazar adı yerine kurum ya da kuruluşun adı
yazılır. Ancak çoğu kez, yayın yapan ve herkesçe bilinen resmi kurumların
adlan çok uzundur. Böyle durumlarda söz konusu kurumun herkesçe bilinen kısa
adları kullanılır. TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi
Enstitüsü), DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü). SPK (Sermaye Piyasası
Kurulu) vb. örneklerinde olduğu gibi. 2) Kitabın Başlığı Kitabın üzerindeki başlık, hiçbir
kısaltma ve ilave yapılmadan olduğu gibi yazılır. Ancak bazı kitaplarda,
başlığın altında daha küçük punto ile yazılmış ikinci başlık bulunur. Böyle
bir durumda iki başlık arasına iki nokta, konur . (Örnek 9.28). Kitabın başlığının yazımında,
başlıktaki her kelimenin sadece ilk harfleri büyük harfle yazılır. Ancak
Türkçe'de ve, ya da vb. bağlaçlar,
İngilizce'de ise a, an, the, by, or, if,
of, as, so vb.. Fransızca'da ise un, une, et vb. Önemsiz kelimeler küçük harfle yazılır.
Ancak, gerek Türkçe, gerekse İngilizce ve Fransızca'da eser adı bağlaç ya da önemsiz kelimelerden biri ile başlarsa, bunların
ilk harfleri de büyük yazılır . Basılı kitabın adı daima,
kitapla ilgili diğer bilgilerden farklılaştırılarak, italik olarak ya da daha koyu karakterde yazılır. Eskiden daktiloda
yazılan çalışmalarda eser adını farklı karakterle yazmak teknik olarak mümkün
olmadığından kitap adının altı Çizilirdi. Şimdi daktilonun yerini
alan bilgisayarlar yardımıyla metin yazılırken, bu farklılaştırmayı yapmak
son derece kolaylaşmış ve eser adının altını çizmeye gerek kalmamıştır. Eğer
bir kitap yayınlanmamışsa -ki genellikle bu durum yayınlanmamış tezler için
söz konusudur- başlık farklılaştırılarak (italik ya
da daha koyu vb.) yazılmaz. Bu uygulama, yani bir kitabın adının, kitapla
ilgili diğer bilgilerden farklılaştırılarak yazılması, o kitabın basılmış
olduğunu ve kütüphanelerde de eser adı dizininden aranabilineceğini
göstermekledir. Eser adının farklılaştırılarak
yazılmasına istisnai durum kutsal kitaplardır. Başta Kur'an
olmak üzere İncil ya da Tevrat kaynak
gösterilirken, tırnak içine alınmadığı gibi farklı karakterde de yazılmaz. 3) Yayım Bilgileri Yayım bilgileri, kitabın basımı ile
ilgili olan, yayının kaçıncı baskı olduğu, nerede yayınlandığı, yayınevi
ve yayın tarihi ile ilgili bilgilerdir. (a) Kitabın Kaçıncı Baskı Olduğu Mevcudu tükenen bilimsel kitapların
yeni baskısı yapılırken, ilaveler ya da çıkarmalar
yapıldığı gibi, çoğu kez tüm metin gözden geçirilir. Bu şekilde bir önceki
baskısına göre değişiklik içeren kitapların üzerine "genişletilmiş
üçüncü basım", "gözden geçirilmiş dördüncü basım",
"genişletilmiş ve gözden geçirilmiş altıncı basım" vb gibi, daha
önceki baskıya ilave olarak, yeni baskıda hangi katkıların yapılmış olduğunu
belirten ifadeler konur. Bazen kitabın tümü gözden geçirilerek
metin tamamiyle yenilenir, bu gibi durumlarda "üçüncü
yazılış" ya da "üçüncü yeni
yazım" vb. ifadeler kullanılır. Eğer bir kitaptaki metinlerde hiçbir
değişiklik yapılmamışsa üzerine "tıpkı basım" yazılır. Ancak
tıpkı basımlara özellikle mevcudu kalmamış ya da
yazan Ölmüş eski kitapların yeni baskısı yapılırken başvurulur. Bir kitabın basılış sayısı ile ilgili
bilgi, yayım bilgileri bölümüne yazılırken "ikinci basım" şeklinde
yazılabilindiği gibi "2. Basım" şeklinde
de yazılabilir. (b) Kitabın Basıldığı Yer Kitabın basıldığı yer kitabın
yayıncısının bulunduğu kenttir ve genellikle başlık sayfasında ya da başlık sayfasının arkasındaki sayfada belirtilir.
Büyük yayınevlerinin birçok kentte şubeleri olduğundan kitapta yayınlanan
yerle ilgili olarak birkaç kent sıralanabilir. Böyle bir durumda, bu
kentlerden birincisi yayın yeri olarak alınır". Gazete, dergi vb. yayınlarda
yayın yeri herkesçe bilindiğinden yayın yeri yazılmaz. Bir kitabın yayın yeri yazılmamışsa
yayın yeri yerine köşeli ayraç içinde "yer yok" anlamında
[y.y] yazılır"'. Ancak kitabın üzerinde yazılmamış
olmasına karşın, yayın yeri biliniyorsa, bu defa yer ismi köşeli parantez
içinde (Örnek: [Bursa]) verilir. (c) Yayınevi Yayınevi (yayıncı ya da yayımlayan) kitabın basım işlerini ve
dağıtımını üstlenen birimdir. Ticari bir kuruluş (Beta Yayın
Dağıtım vb. gibi) olabildiği gibi resmi bir kurum (DİE, DPT vb.
gibi) da olabilir. Yayınevinin adı çok uzunsa, bazı kısaltmalar yapılabilindiği gibi yayınevinin sonunda yer alan Limited Sirketi, Neşriyat Şirketi, A.O., Coımpany. Inc. |